
Annelik, başa gelmeden değeri bilinmeyen bir kavram… Bir kere başa geldi mi, tadına vardın mı müptelası olacağın baş döndürücü bir mucize de diyebiliriz kendilerine…
Annelik haberini aldığın ilk andan, ciğerpareni kucağına aldığın o büyülü ana kadar bitmek bilmeyen bir heyecan silsilesine giriyor insanın kalbi.
Bir anne ciğerparesinin kokusunu içine her çektiğinde yeni bir dünya doluyor sanki ciğerlerine… Onun gülüşü, kokusu yeni bir dünyanın kapılarını açmak gibi bir şey… Zaten annelik bir mucizenin kapısını açmak değil mi? Annelik haberini aldığınız o an itibariyle bir mucizenin kapıları aralanır. Sonra ciğerparenizle buluştuğunuz o büyülü an ile de bu mucizenin kapıları ardına kadar açılır…
Annelik bir kadının başına gelmiş geçmiş en değerli duygudur. Bir anneye göre yavrusunun kokusu dünyanın en tatlı kokusu, onun gülüşü en vazgeçilmez gülüşüdür. Onun bakışlarını hiç kimsenin bakışlarına değişmez hiçbir anne.. Hiçbir anne yavrusuna dokunmaya dahi kıyamaz.. Ve her kadın anneliği annesinden öğrenir, annesi gibi kol kanat gerer yavrusuna her zaman.. Hele bir de size attığı o sıcacık gülümsemesi, kahkahaları dünyalara bedel… İçinizi sımsıcak yapar o gülüş…
Anne olunca bir kadının hayatına güzellik, mutluluk ve çokca merhamet gelir… Kısacası bir annenin hayatı, yavrusunun gelişiyle yüzde yüz değişir. Bir yuvaya bir yavru geldi mi, o yuva tam bir yuva olur, o yuvaya en huzurlusundan kocaman bir mutluluk geliverir.
Baştan beri mucizelere inanmak gerekir, diyoruz ya mucizelere az da olsa inanmayı düşünüyorsak ‘Annelik Mucizesi’ inanmanızı sağlayacaktır.
