
Harry Potter, ingiliz yazar J.K. Rowling tarafından yedi kitap halinde yazılan fantastik roman serisi ve bu kitaplardan uyarlanan film serisidir.
Dünya çapında elde ettiği başarı ve yakaladığı satış rakamlarıyla çığır açmayı başarmış ve edebiyat tarihine geçmiş. Bence de geçmeyi haketmiş.
Konu itibariyle de şöyle değineyim;
10 yıl boyunca sevmediği teyzesi, eniştesi ve kuzeniyle yaşamak zorunda kalmış. Anne-Babasının bir trafik kazasında öldüğünü sanan Harry, Hogwarts Cadılık ve Büyücülük Okulu’na hiç başvurmamasına, hatta varlığınden bile haberi olmamasına rağmen oradan kabul mektubu gelmesiyle ailesi ve kendi hakkındaki gerçekleri bir bir öğrenecektir.
Yedi sene boyunca bu okulda okuyacaktır ve birbirinden maceralı, gizemli serüvenler Harry’e kapılarını açacaktır.
Bu harikulade film serisinin bende bıraktığı hissiyatı ise şöyle;
Normalde fantastik, gizemli edebiyat türleri hiç benlik bir tür olmamasına ve hep de bir ön yargım olmasına karşın bu sefer deneme kararı aldım ve hiç de pişman olmadım. Olaylar basit bir büyüden, sihirden ibaret değildi. Yazar ve senaristler ustalıkla çalışıp, çocuklara ve benim gibi yetişkin izleyicilere dünya ve insanlar hakkında önemli ipuçları sunmaktadır. Bence bu kadar sevilmesinin nedeni de, bir çocuğun çocukluktan yetişkinlik dönemine kadar o buhranlı geçiş sürecini büyülü bir şekilde anlatmasından kaynaklı olduğunu düşünüyorum.
Her insanın dimağında farklı tatlar bırakacağına inanarak, bu filmi izlemenizi tavsiye ediyorum ve incelememi burada sonlandırıyorum… Herkese şimdiden iyi seyirler dilerim.
