
Zamanın birinde hayatı dolu dolu yaşayan bir kız çocuğu varmış… Ne olursa olsun, her zaman ‘her şey yolunda’ dermiş. Ama çoğu zaman her şey yolunda olmazmış… Yine de bu cümleyi ağzına pelesenk etmiş. Umudunu her daim diri tutmuş. Tutmasa yaşayamazmış çünkü…
Daha önce ‘her şey yolunda’ demeyi bıraktığında başına gelenleri hatırlamış. Her şey yolunda demeyi bıraktığı o gün, hayatın çok çekilmez, çok sıkıcı bir şey olduğunu fark etmiş. Meğer ne kadar iyi bir alışkanlığı varmış. Çok iyi anlamış bunu.
Onu tüm bu zaman boyunca ayakta tutan ve güçlü kılan şey, pozitif yaklaşımıymış her şeye ve herkese karşı. Zamanını bu şekilde daha değerli kılıyormuş.
Biliyormuş ki, bir gününü hatta on dakikasını bile üzgün veya morali bozuk geçirse zaman onun için akmayı bırakır. En nihayetinde zaman yalnızca onun kıymetini bilenler için akar. Kıymetini bilmeyenler içinse bir dakika bir asır gibi geçer. O yüzden zaman ülkesini en verimli şekilde kullanmaya çalışırmış. Çünkü ninesi, ona hep böyle öğütlemiş. Ve her zaman ninesini dinlemenin mükafatını görmüş.









