İnceden bir sızı girdi içine… Anlayamıyordu birdenbire nereden gelmişti bu sızı. Aslında herşey de yolundaydı. Bu iç sıkıntısının nedenini bir türlü algılayamıyordu. Ne yaptıysa ne ettiyse bu sızı geçmek bilmedi. Sonra aklına sevdikleri geldi, tek tek aradı hepsini. İyi olduklarını öğrenince şükürle uykuya daldı. Sabah kalktığında geçmişti içindeki sızı, hafiflemişti adeta vücudu. Sanki yeniden doğmuş gibi. Burada anladı ki, şükür ve duaydı onu ayakta tutan, içini ferahlatan, sızısını hafifleten… Zaten öyle değil midir, bize verilen nimetlere, olaylara her şükrettiğimizde kalbimize güzeller güzeli bir şükür kuşu oturur ve sanki kötü düşünmemizi engeller.
Sonra bir hışımla aldığı kararları düşündü. Meğer ne çok hata yapmış. Ama hiçbir hatasına keşkelerle yaklaşmadı hiçbir zaman. Kendine yeni bir sayfa açmış, o sayfada istikrarlı bir şekilde yol alıyordu. Zaten hayat yolculuğunun amacı da bu değil midir, hatalar yaparsın, sonra o hatalardan ders alıp bir daha yapmamaya karar verirsin. Ama tabiki bu amaca uygun hareket etmek de önemli. Hayat devam ediyor diye hatalar zincirine kapılmamak gerek velhasıl-ı kelam.
Böylelikle vadesini doldurarak ayrılır bu dünyadan her insan. Şunu unutmamalı, aslolan baki kubbede hoş bir sada bırakmak!..