Kitabı aslında şu şekilde tanımlayabiliriz; toplumun ve günümüz insanının zaman algısını anlaması üzerine fantastik kurgusal bir öykü!
Diğer anlatabileceğimiz özelliği ise, çocukların masumiyeti. Dünyayı bir çocuk gülümsemesi ya da masumiyeti kurtaracak diyebilirim bu kitabı okuduktan sonra!
Zaten kitabın devam eden adı da, ‘çalınmış zamanı insanlara geri getiren bir çocuğun tuhaf öyküsü!’ O yüzden bir çocuk size masumiyetiyle herşeyi yaptırabilir bunu unutmamak gerek! 🙂
Kitabın kısaca özetine gelince; Momo, ailesi olmayan, hatta hiçbir şeyi olmayan bir kız çocuğudur. Mahallenin desteğiyle yaşamını sürdürmektedir. Bir gün hayaletimsi topluluk olan duman adamlar ortaya çıkıp insanların zamanını çalmaya başlamasıyla olaylar da başlar. Olayları durduracak kişi de Momo olacaktır.
Momo, elinde bir çiçek, koltuk altında bir kaplumbağa ve Horo ustayla duman adamların üstesinden gelmeye çalışır.
Kitapta, en sevdiğim kısımlar ise şunlar diyebilirim;
“Yaşamda esas önemli olan insanların bir yerlere gelmeleri, yükselmeleri ve birşeylere sahip olmalarıdır. Kim ötekilerden daha öndeyse, daha iyi yerdeyse ve daha çok şeye sahipse başka şeyler de kendiliğinden gelir.” şeklinde yanlış bir algı var ve bu algıyı yazar çok iyi dökmüş kelimelerine!
” Zamandan tasarruf edeyim derken aslında başka şeylerden tasarruf ettiğinin kimse farkında değildi. Yaşamlarının gittikçe daha zavallı, daha tek düze ve daha soğuk geçtiğini kavramak istemiyorlardı. Bu gerçeği sadece çocuklar yüreklerinde hissettiler. Çünkü artık kimsenin onlara ayıracak zamanı yoktu. Oysa zaman yaşamın ta kendisiydi. Ve yaşamın yeri yürekti. İnsanlar zamandan tasarruf ettikçe, zaman azalıyordu.”
diyerek bir kitabı daha bitirmenin mutluluğunu yaşıyorum ve bir kitap daha hem zihin haritama hem rafa gitmiş bulunmaktadır. 🙂